Güçlü olan her zaman haklımıdır? by Vahit ÇAKAR

Author: admin  |  Category: by Vahit ÇAKAR

Güçlü olan her zaman haklımıdır?

Dışarıda bahardan kalma bir gün vardı. Hafta sonuydu ve bu güzel günü evde geçiremezdim dışarı çıktım ve Aksaray hasekinin oraya geldiğimde kaldırım kenarında park etme meselesi yüzünden bir hayli irikıyım biriyle zayıf ve narin yapılı diğeri ağız münakaşası yapıyordu.

Zayıf olan her ne kadar alttan alıyor kibarlığı elden bırakmıyorsa da iri kıyım olan ağız dolusu galiz küfürler sallıyor adeta ağzından salyalar akıtarak sürdürüyordu bağırışını. Gözlemlediğim kadarıyla zayıf olan haklı idi fakat diğeri “GÜÇLÜ OLAN HER ZAMAN HAKLIDIR” mantığına dayanarak narin adamın üstüne doğru birden bire bir hamle yaptı fakat inanılmaz bir şey oldu. Göz açıp kapayıncaya kadar kısa bir zamanda iri kıyım olan kendini yerde bulmuştu. Önce bir şaşırdı sonra yerden kalkarak tekrar tüm gücü ile saldırdı. Narin adam yana doğru kaçarak ustaca bir hamle yaparak saldırıyı savuşturdu ve tuttuğu bileği yana kıvırarak adamı bir kez daha yere çaldı.  Adam acı içinde bağırıyordu. Her şey birkaç saniye içinde olup bitmişti.  Diğer izleyenler gibi bende şaşkındım. Narin adam geyet kendinden emin ve rahat adımlarla arabasına bindi.  Meraklı bakışlar eşliğinde olay yerinden uzaklaştı. İşte o anda aklıma geçenlerde okuduğum BORGES ile Söyleşi adlı bir kitap geldi. Orada buna yakın bir olay anlatılıyordu. Jorge Luis Borges genç yaşlarından itibaren görme yeteneğini tamamen yitirerek kör olmuş biridir. Bizim Cemil Meriç’le benzerliği vardır. Fakat kitaplarla o kadar içli dışlıdır ki Peron devrilince ulusal kütüphanenin başına getirilir. İşte böylesine bir adamdır Borges.

Yıllar sonra yapılan röportajında ona şöyle bir soru yöneltilir:

- İntikamdan hoşlanmadığınızı biliyoruz. Fazla sinirlenip kendinizi kaybettiğiniz pek olmuyor değil mi?

Cevap muhteşemdi.

-Neredeyse yetmiş yaşındayım hayatım boyunca dört bilemediniz beş kez kızdığımı hatırlıyorum.

Fakat bir tanesi çok farklı bir olaydı. Bir gün kolejde ders veriyordum. İçeriye dört öğrenci girdi ve okul öğrenci birliğinin boykot kararı aldığını dersi hemen durdurmam gerektiğini söylediler. Şaşa kaldım. Ne yaptığımın fazla farkında olmadan onların bulunduğu köşeye yürüdüm. Karşılarına geçip suratlarına Bir insanın kendisi için karar verebileceğini ama başkaları içim bunu yapamayacağını böyle saçmalıklara boyun eğeceğimi sanıyorlarsa kafalarında bir şeylerin eksik olduğunu söyledim. Böyle bir çıkış yapacağımı beklemedikleri için sustular. Benim yarı kör yaşlı bir adam onlarında yapılı dört genç olduğunun bilinceydim. Ama o kadar kızmıştım ki onlara : “burada bayanlar var eğer bana söyleyecek başka bir şeyiniz varsa gelin dışarıda hesaplaşalım.”deyi verdim.

Bunu ardından sınıfı terk ettiler. Bende “bu kısa aradan sonra devam edebiliriz ”deyip derse devam ettim. Boykot yapmaları bunların hakları ama diğer öğrencilerinde derse girmelerini engellemelerini anlayamıyorum. Beni korkutmaya çalışmak ha?? Dedim ki kendi kendime beni şu anda yere devirmelerinin hiç önemi yok. Bir kavgada önemli olan sonuç değildir. Önemli olan insanın tehditlere boyun eğmemesidir. Bana kavga sırasında ne olduğu hiç önemli değil çünkü zaten hiç kimse benim profesyonel bir Boksör olduğumu veya iyi dövüştüğümü düşünmüyor. Önemli olan benim öğrencilerimin önünde tehditlere boyun eğmemem yoksa onların bana olan saygısı yiter aynı zamanda benim kendime olan saygımda yok olur. Bazen değerler insanın rahatından daha önemli olabilir.

Cesaret kavramı benim için çok değerlidir. Ama yaşamda bazen cesur davranmak zorundayız. Ben cesur bir insan değilim gerçekten cesur olsaydım bu kavramın benim için özel bir anlamı olmazdı sanırım. Aslında hiç kimsenin size karşı şiddet kullanıp size acı çektirmesine izin vermemelisiniz. En korkağımız bile en cesur olmak zorunda yoksa hayat bağışlamaz.

Narin yapılı ufak tefek birinin Davut ve Goliath* öyküsündeki gibi kazanması narin kişinin tepkisinin yerinde ve gerekli olmasını şayet tepki koyamazsa yani o donanıma, tekniğe sahip olmazsa rakibine karşı koyamayarak bedensel zarar göreceğinden ruhunun yara alacağını oda biliyordu ve gerekli önlemin ona göre almıştı.

Yetmiş yaşındaki yarı kör bir adamın böyle düşünce fırtınaları yaşamasıyla ufak tefek birinin rakibini alt etmesi içimdeki heyecanı arttırmış ve Obama’nın seçmek kitlesine hitap ettiği o sihirli sözcüğü YES WE CAN (EVET YAPABİLİRİZ), YES I CAN(BEN YAPABİLİRİM) şekline dönüştürecektim. Kararımı vermiştim. Artık bu konuda en iyi eğitimi veren okulu bulacaktım. Uzun uğraşlardan sonra bu okulu buldum ve kaydımı yaptırdım. Bu okul savaş görmüş bir sistemden damıtılmış 400 yıllık gelenekselleşmiş Japon ekolünden esinlenerek günümüz güvenlik ihtiyaçlarına göre yeniden tasarlanmış C.S.S ShinkenRyu & Security Solutions ekolüydü…

* Davut ve Goliath = Davut Peygamberin üç insan boyundaki bir devi alt etmesini anlatır.

Tags:

One Response to “Güçlü olan her zaman haklımıdır? by Vahit ÇAKAR”

  1. Levent Kara Says:

    hocam eline sağlık cok güzel

Yorum Bırak