ATEŞ YAKILMASI;
İyi bir ateşin yakılabilmesi için önce onun çok iyi bir biçimde hazırlanmış olması gereklidir. Ateş yakılacağı zaman ilk olarak nerede yakacağımızı saptarız. Ateşin yakılacağı yerin yakınında kuru dallar, otlar, çadır veya kolay tutuşabilecek şeyler bulunmamalıdır. Bu alan 2,5 metre çapında bir daireyi kapsar. Yine ateşi güvenlik altına almak için etrafı taşlarla çevrilmelidir. Ateşin hazırlanmasına gelince, önce bir iki tane kalınca dal çatılarak aralarında bir boşluk oluşturulur. Bu boşluğun ortasına tutuşturucu olarak bir kâğıt parçası veya kolayca tutuşabilen her hangi bir şey konur. Sonra ince ve kuru dal parçaları bu boşluğun içinde tutuşturucuya dayamadan çatılır. Dışa doğru daha kalın dallar konur.
Çam ağaçlarından toplanan reçineler de iyi birer yanıcıdırlar. Bu arada dikkat edilmesi gereken bir konu da ateşin hava alabilmesidir. Hafif bir rüzgâr bize bu konuda yardımcı olduğu gibi ateş tutuşmaya başlarken biraz üfleyerek iyice tutuşması sağlanır. Kibriti yaktıktan sonra çatılmış dalların arasındaki tutuşturucuyu hemen yakmak gerekir. Ateş bir kere tutuştu mu artık korkmayın, gittikçe daha kalın odun atarak birkaç koca kütüğü bile tutuşturabiliriz.
Yanımızda kibrit, çakmak vs. olmadığı durumlarda ateş yakmak için çeşitli yöntemler kullanılır. Bunlara birkaç örnek vermek gerekirse kav benzeri kolay tutuşa bilen malzemeyi ince dallarımızın altına doğru yerleştirdikten sonra çelik bıçak gibi malzemelerimizi bir birine sürterek kıvılcımlarla kavımızı tutuşturmaya çalışırız. Yine gözlük camı gibi mercek görevi görebilen malzemeler ile kavı ısıtıp alev almasını sağlayabiliriz.Potasyum permanganat tabletleri iyice ezilir. Bunu daha önceden yapıp bir ilaç kutusunda taşımak kolaylık sağlar.
Potasyum permanganat tabletleri iyice ezilir. Bunu daha önceden yapıp bir ilaç kutusunda taşımak kolaylık sağlar.
yice ezilmiş tabletlerin üzerine birkaç damla gliserin damlatırız. Potasyum permanganat ununun olabildiğince bir yerde toplanmış olması alevlenme süresini artırır.
Ateşimizi yakmak için kullanabileceğimiz bir kimyasal olan Potasyum permanganatı toz haline getirip birkaç damla gliserin damlattığımızda tutuşacaktır. Burada dikkat etmemiz gereken alevin uzun süreli olmaması bu yüzden tutuşturacağımız kav, çıra vs. gibi ateş yakmaya yardımcı malzemeler mutlaka hazır olmalıdır.
Potasyum permanganatı ayrıca içme suyu temini ve yiyeceklerimizin dezenfektanından kullabilceğimiz için bence doğa sporları ve avcılık ile uğraşan herkesin yanında bulundurması gereken temini kolay ve ucuz olan önemli bir kimyasaldır. Tablet şeklinde eczanelerde permasol adı altında bulabilirsiniz. Gliserinide yine eczanelerden temin edebilirsiniz.
SU ve YİYECEK BULMA
DOĞADA SU BULMA TEKNİKLERİ
Hayatta kalma mücadelesinde su kadar önemli başka bir şey yoktur. Vücudumuzun % 70’ i sudur. Bir insan düzenli ve minimum oranda su almaz ise, o insanın hızlı ve verimli olması beklenemez. Bir insanın iklime, doğadaki aktivitesine ve ortam ısısına bağlı olarak her gün en az 2.5 lt. su içmesi gerekmektedir. Yemek yemeden 30 gün dayanabilen insanlar su içmeden 7-10 gün ancak dayanabilmektedir. Bu süre sonunda ölüm kaçınılmazdır.
Sadece gölgelik bir yerde yatsa bile insan solunum ve idrar yoluyla günde bir litreden fazla su kaybeder.
Özellikle sıcak havalarda terleme yüzünden su kaybı artacağı için eğer suyunuz azsa bol bol dinlenmeli ve geceleri yolculuk yapmalısınız. Terlememeye ve gölgede kalmaya gayret edin. Su kaybını azaltmak için burnunuzdan nefes alın ve sigara içmeyin. Sıcak toprağa yatmayın. Sağ kalmanıza yetecek kadar yiyin. Yağlı yiyeceklerden kaçının ve kesinlikle alkol almayın. Yağ ve alkolün sindirimi sırasında çok fazla su harcanır. Su aramaya çıkmak için de suyunuzun tamamen tükenmesini beklemeyin.
Susuz bir ortamda, vücudumuzdaki var olan suyu korumak için :
1- Su kaybını önlemek ve güneşten yanmamak için vücut derisi örtülmeli,
2- Sıcak saatlerde aşırı çalışmaktan kaçınmalı, yürümeniz zorunlu ise acele etmeden yürünmelidir.
3- Su yoksa yemek yenmemeli, konuşarak ağız ve boğazın kurumasına neden olunmamalıdır.
4- Var olan su akşam serinliğinde veya gece küçük yudumlarla içilmeli,
5- Çevrede bulunan deniz suyu veya içilmez su ile yalnız giysiler ıslatılmalı,
6- Alkol ve sigara içilmemelidir.
Susuzluk nedeniyle durgun ve pis yüzey sularını arındırmadan asla içmeyiniz. Bu sular sizde hastalık yapacak bakterileri içerir. Susuzluk hızlı bir ölüm ise, pis suları içmek de yavaş bir ölümdür.
SU ARITMA VE SU BULMA TEKNİKLERİ
Pek çok yerde yüzey suyu bulmak mümkün değildir. Doğada su ararken memeli hayvanlara ve kuşlar izlenmelidir. Vahşi hayvanların ayak izlerinin yoğunlaşması suya giden hayvanlar hakkında ip ucu olabilir. Düz araziden yükselen kayalıkların yamaçlarında su olma olasılığı fazladır. Bu gibi yerlerde bulunan yeşil bitkiler ve onların dibindeki nemli toprak kazıldığında bulanık bir suya ulaşmak mümkündür. Bulunan su önce bulanık olacak,suyun bulanık kısmı atıldıktan sonra gelen su temiz olacaktır.
Sabahları güneş doğmadan çimenler üzerinde biriken çiğ damlaları ince bir bezle toplanarak ve yeterince ıslanan bez sıkılarak içilecek su temin edilebilir.
Doğada dar ve güneş almayan derin kaya yarıklarında Su bulunabilir.
Kurumuş görünen dere yataklarının zemininde, kum altında su olabilir. Dere yatağının bir engel veya bir kaya ile karşılaştığı bölümünün ön tarafı kazılarak su bulunabilir.
Kurumuş dere yataklarının tam tersine arazi çok ıslak ve bulunduğumuz yer bataklık olabilir. Suyun az ötesine kazacağımız çukura dolan su başlangıçta bulanık olacak ancak beklenildiğinde su berraklaşacaktır.
Deniz kıyısında ve geniş kumsalda isek, denizden karaya doğru en az 100 m. ileride kumu kazdığımızda az tuzlu ama içilebilecek suyu bulabiliriz.
Eğer deniz kenarında isek ve elimizde su kaynatacak bir kap varsa şekilde görüldüğü gibi bir sistem oluşturarak ve kabın üzerine konulan kumaş parçası buhardan ıslandıkça sıkarak su elde edebiliriz.
Deniz kıyısında isek ve elimizde büyük bir naylon torba varsa, deniz suyunu kaynatarak buhardan su elde eden bir imbik yapabiliriz. Tencereden çıkan buhar naylon torba içinde yoğunlaşarak su haline gelecek ve içeri kıvırdığımız naylon torbanın kenarında toplanacaktır.
Kar olan bir ortamda ise, bir bezin içine doldurduğumuz kar, aynı zamanda ısınmak amacıyla yaktığımız ateşin ısısı ile eriyerek alttaki kapta toplanacaktır.
Yenen kar susuzluğu gidermemekte aksine artırmaktadır. Bu nedenle kar yenmemeli, avuç içinde sıkılarak şekildeki gibi içilmelidir.
Bir bitkinin yaprakları üzerine geçirilen naylon torba içinde yapraklardan çıkan nem yoğunlaşarak toplanacak ve susuzluğumuzu giderebilecektir.
Bir bitkinin üzerine geçirilen ve yanda oluşturulan kanallarda kıvrılan naylon içinde yapraklardan ve zeminden çıkan nem yoğunlaşarak kenarlarda toplanacaktır
Su imbiği en kurak ortamlarda bile çalışan bir sistemdir. Bunun için 180x 180 plastik örtü, bir kap ve ince bir hortum gereklidir. Ağız genişliği 100 cm. ve derinliği 70 cm. olan bir çukur kazılır. Çukur dibine bir kova ve kovanın içinden gelen yaklaşık 150 cm. boyunda hortumun ucu çukur dışına alınır.
Çukurun üstüne örtülen naylon Torbanın kenarlarına toprak örtülür ve tam ortasına taş konur. Güneş doğup hava ısındığında henüz serin olan topraktan çıkan buhar yoğunlaşarak aşağıdaki kaba damlar. Gece ise hava soğurken henüz sıcak olan topraktan çıkan buhar yoğunlaşarak kaba damlar. Böylece gece ve gündüz su toplamak mümkündür.
Gündüz geceye oranla daha çok su toplanır. Biriken su plastik hortum aracılığı ile emilerek alınır. Plastik hortum konulmasındaki amaç sistemi bozmadan su elde etmektir.
Ayrıca Potasyum permanganat tabletleri, tentürdiyot gibi kimyasalları su ve sebzelerimizi arıtmada kullanabiliriz.
YİYECEK BULMA
BİTKİSEL YİYECEKLER
Hayatta kalabilmede ilk temin edilecek ihtiyaç su ihtiyacıdır. Sudan sonra en acil ihtiyaç yiyecek ihtiyacıdır. Eğer suyunuz varsa besinsiz üç dört hafta yaşayabilirsiniz. Bundan dolayı hayatta kalabilme durumunda her zaman yabani yiyecekler aranmalı ve mümkün olduğu kadar toprak üzerindekilerle yaşamaya gayret edilmelidir. Bitkisel yiyecekler, hayvansal yiyeceklerle beraber hayatta kalabilmede besin kaynaklarını oluşturur. Yeryüzünde uzmanların tahminine göre ortalama 300.000 çeşit bitki türünün yetiştiği bunlardan 120.000 çeşidinin yenilebileceği söylenmektedir. Tek başımıza kaldığımız bölgede nelerin nasıl yeneceğini bilmemiz gerekir. Onun için yenilebilir bitkisel besinleri çok iyi tanımak gerekir. Bitkisel besinler,insana dengeli bir gıda temin etmese de insanın ayakta kalmasını sağlar. Vücudun ana ihtiyaç maddeleri olan ve ona enerji ve kalori veren karbonhidratları ve proteinleri ihtiva ederler. Üstelik hayvansal besinlere nazaran daha kolay ve rahat temin edilir.
Yalnız Kalındığında Alınması Gereken Tedbirler :
- Yiyecek ve su miktarını tespit edin.
- Yalnız kalacağınız süreyi tahmin edin.
- Mevcut yiyeceğinizin 2/3’sini yalnız kalacağınız sürenin ilk yarısında, 1/3’nide kalacağınız sürenin ikinci yarısında yiyecek şekilde bölün.
- Yapacağınız hareket ve faaliyetleri en az enerji sarfı ile yapmaya çalışın.
- Muntazam yemek yiyin.
- Eğer yabani yiyecek bulursanız bir öğün sıcak yemek yemeyi planlayın.
- En iyi yiyecekler şeker ve meyve gibi karbonhidrat bakımından zengin yiyeceklerdir.
- Daima yabani yiyecek arayın, imkan oldukça tabiattan geçinin.
Bitkilerin Yenilmesiyle İlgili Genel Kurallar :
Yenilebilir 120.000 çeşit bitki olmasına rağmen bunların ancak bir kısmı tümüyle yenilebilir cinstendir. Karşılaştığınız bir çok bitkilerin yenilebilecek veya susuzluğu giderebilecek birkaç kısmı vardır. Yetiştiği bölgelerde oldukça çok bulunan genellikle kabuklu veya kabuksuz olarak meyvesi olan bitkiler yemek için seçilmelidir. Ancak yemeden önce şu kaidelerin bilinmesi gerekir.
- Hiçbir mantar çeşidi yiyecek olarak seçilmemelidir.
- Şemsiye biçiminde çiçeği olan bütün bitkilerden sakınılmalıdır.
- Genel bir kaide olarak bütün çiçek soğanlarından sakınılmalıdır.
- Parlak yapraklı bitkiler zehirlidir.
- Sütlü öz suyu olan bitkiler zehirlidir.
- Bir dal üzerinde tek meyveler genelde yemek için emindir.
- Deriye sürüldüğünde tahriş eden bitkiler yenmemelidir.
- Ekim yapılan bölgelerden toplanan bütün bitkiler yıkanıp yenilmelidir.
- Tanımadığınız bir bitkiyi yemek için yenilebilirlik testi uygulanmalıdır.
- Mide boşken çok miktarda bitkisel yiyecek yemenin ishal veya şiddetli karın ağrılarına yol açacağını unutulmamalıdır. (Yeşil elma, taze böğürtlen)
Yenilebilirlik Testi :
- Bitkiyi yaprak, sap, kök, tomurcuk ve çiçek gibi ana elemanlarına ayırın.
- Bitkiyi koklayarak asit ve keskin kokusu olup olmadığını tespit edin.
- Teste tabi tutacağınız bitkiden dirsek ve bileğin iç kısmına bir parça temas ettirin, 15 dakika süre zarfında bir reaksiyon yoksa (kaşıntı, acıma) teste devam edin.
- Bitkiden bir parça alarak yenecek duruma getirin ve dudak veya dilinize değdirin.
- Eğer 3 dakika içerisinde dudak veya dilde bir reaksiyon yoksa bitkiyi dilinizin üzerinde 15 dakika tutun.
- Eğer reaksiyon yoksa küçük bir lokmayı çiğneyin ve ağzınızda 15 dakika bekletin SAKIN YUTMAYIN!
- 15 dakika içerisinde yanma, kaşınma, acıma hissedilmezse çiğnediğinizi yutun.
- Yuttuktan sonra 8 saat bekleyin. Eğer rahatsızlık görülürse yuttuklarınızı çıkarın ve bol su için.
- Eğer 8 saat sonunda reaksiyon yoksa bitkiden iki yemek kaşığı yiyin ve 8 saat daha bekleyin.
- Bu 8 saat sonunda bulantı, kramp, ishal ve rahatsız edici bir belirti yoksa bu bitki yenilebilir.
Bitkilerin Yenilebilen Kısımları :
Kökler:
a-) Yumruları : Bütün yumrular toprak altında bulunurlar. Kazılarak topraktan çıkarılması gerekir. Yabani patates, yer elması, mühr-ü süleyman yumrulara örnektir.
b-) Kök ve Kök Gövdeleri : Bitkilerin bu kısımları zengin nişasta depolarıdır. Kökler genellikle 40-50 cm. uzunluğunda olup yumrular gibi şişkin değildirler. Çoban düdüğü, ayrık otu, su kamışı bu guruba örnektir.
c-) Soğanları : Bütün soğan kökleri yüksek derecede nişasta ihtiva ederler. Yaban soğanı hariç pişirildiklerinde daha lezzetli olurlar. Bu guruba örnek olarak yabani soğan, yabani lale ve yabani sarımsak ,verilebilir.
Filizler ve Saplar : Yenilebilen filizlerin büyümesi kuş konmaza benzer. Eğrelti otu ve bambunun genç filizleri mükemmel besin kaynağıdırlar. Her ne kadar filizlerin bazıları çiğ olarak yenilse de bazı filizler 10 dakika haşlanıp suyu süzülür, tekrar kaynatılır ve yumuşak hale geldiğinde yenir. Yabani kabak, bambu kamışı, eğrelti otu filizleri yenilebilir bitki türlerindendir.
Yapraklar : Yaprakları yenen bitkiler kuzu kulağı, eğrelti otu, madımak, kadın tuzluğu, yelmik gibi bitkilerdir.
Çiçek Kısımlar : Taze çiçekler salataya doğranmak suretiyle veya haşlanmış diğer yiyeceklere karıştırmak suretiyle yenilebilir.
Meyveler : Yenilebilen meyveler;tatlı meyveler,sebzeler veya tatsız meyveler diye iki gruba ayrılır. Bunların her ikisi de meyvenin tohum taşıyan kısımlarından ibarettir.
Zamk ve Reçineler : Bitki özsuları bitkinin dışına akıp, sert bir birikinti halinde ,kalın ve suda yumuşayıp erirse sakız ;sertse ve suda erimezse reçine adını alır. Bitkilerin bu tali ürünleri yenilebilen ve ihmal edilmemesi gereken çok besleyici bir gıda kaynağıdır.
Bitki Özleri : Asmalar ve hurma ağacı gibi bitkilerin bazı kısımları ezilmek suretiyle içme suyu veya hararet giderici olarak kullanılabilir.
Yenilebilir Yabani Bitkiler :
Sebzeler:
a) Beyaz Hardal : 60 cm. boyunda, tüylü kökleri, soluk sarı renkli çiçekleri olan, kıraç topraklarda yetişen bir bitkidir. Taze yaprak ve çiçekleri çiğ olarak yenir.
b) Çoban Çantası : 60 cm boyunda gül şeklinde lopları, mızrak şeklinde yaprakları olan bir bitkidir. Başak şeklinde beyaz çiçekleri vardır. Kıraç ve çorak arazide bulunur. Yaprakları kaynatılarak yenir.
c) Çuha Çiçeği : Otlak ve gölgelik yerlerde yetişir. Gül şeklinde kırışık yaprakları, uzun saplı gövdesi, sarı ve pembemsi çiçekleri olan ve taze yaprakları yenilen bir bitkidir.
d) Kara Hindiba : Yaprakları mızrak şeklinde uzun ve derin dişli sarı çiçekli bir ottur. Genç sürgünleri çiğ olarak salata yerine, büyük yaprakları pişirilerek sebze olarak yenir. Çayır ve yol kenarlarında çok rastlanır.
e) Hindiba (Radika) : Mavi çiçekli, uzun yaprakları olan 50-100 cm. yüksekliğinde bir bitkidir. Taze yaprakları kaynatılarak salata olarak, kökleri kaynatılıp sebze olarak yenilebilir.
f) Kuzu Kulağı : Yaprakları ok biçiminde ve 50-100 cm. kadar boyu olan bir ottur. Küçük, kırmızımsı yeşil çiçekleri vardır. Ekşi bir tadı olup yaprakları çiğ olarak yenir veya ıspanak gibi pişirilebilir.
g) Kara Buğday : Otlak ve ılıman yerlerde yetişen, 60 cm. boyunda ve gövdesi kırmızı olan bir bitkidir. Küçük pembe ve beyaz çiçek salkımları vardır.
h) Kıvrık Kuzu Kulağı : Uzun ve dalgalı kenarlı yaprakları olan, halka şeklinde dizilmiş yeşilimsi çiçekleri bulunan bir bitkidir. Taze yaprakları suyu değiştirilerek kaynatılıp yenir.
i) Güzel Kral Henri : 60 cm. boyunda, yeşil üçgen yapraklı, küçük yeşilimsi çiçek salkımları olan, çorak topraklarda yetişen bir bitkidir. Yaprakları ve genç filizleri çiğ olarak yenir.
j) Şişman Tavuk : 1 m. boylarında kırmızı gövdeli, mızrak şekline dönüşen yaprakları ve yeşilimsi çiçek salkımları olan bir bitkidir. Kurak topraklarda yetişir. Yaprakları ıspanak gibi pişirilir.
k) Kuş Otu : Dağınık yayvan bir vaziyette, 30 cm. yüksekliğinde, ana gövde üzerinde çizgi halinde tüyleri olan, sivri uçlu yaprakları ve küçük beyaz beş yapraklı çiçekleri olan bitkidir. Çorak topraklarda bol bulunur. Lezzetli, taze yaprakları kaynatılarak yenir.
l) Su Teresi : Çoğunlukla tatlı su kenarlarında bulunur. Sürüngen bir bitkidir. Karşılıklı çift büyüyen parlak yaprakları ve küçük beyaz dört yapraklı çiçekleri vardır. Yaprakları ve kökleri çiğ olarak yenir.
m) Yakı Otu : Seyrek ormanlarda, kayalık ve çorak arazide bulunan, 1.5 m. boyunda,mızrak şeklinde yaprakları olan bir bitkidir. Parlak pembemsi çiçek salkımları vardır. Taze yaprakları, çiçekleri ve gövdesi çiğ olarak yada kaynatılarak yenir
n) Ballı Baba : Isırgana benzer,fakat ondan daha küçük,kalp şeklinde yaprakları olan ve batıcı tüyleri bulunmayan, beyaz yada pembemsi-mor çiçekli bitkidir. Taze yaprakları haşlanarak yenir.
o) Isırgan : Yaprakları testere dişli ve üzeri yakıcı tüylerle örtülüdür. Taze yaprakları salata olarak yenilebilir. Isırgan otu hafif tuzlu suda kaynatıldıktan sonra ıspanak gibi pişirilerek veya gözleme içi olarak yenilebilir.
p) Sinir Otu : Uzun mızrak şeklinde yaprakları olan bitki türüdür. Çiçek açmadan önce genç yaprakları çiğ veya pişirilerek yenilir. Çayır, mera, tarla ve yol kenarlarında yetişir.
Meyveler :
a) Yabani Gül Meyvesi (Kuşburnu ) : Yağışlı, rutubetli bölgelerde yetişmez. Orman kenarlarında ve tarlalarda yetişir.2-3 m. boyunda,asılı güllere benzeyen parçalı yaprakları bulunan ,dikenli dalları bulunan bir bitkidir. Salkım şeklinde kırmızı veya portakal renginde meyvesi vardır. Sonbaharda olgunlaştığında meyvenin etli kısımları yenir. A vitamini açısından zengindir.
b) Böğürtlen (Yabani Ahududu) : Yaprakları dikenli 2 m.ye kadar boyu olan bir çalıdır. Çileği andıran ekşimtırak siyah renkli meyveleri yenir. Orman ve dere kenarlarında bol bulunur.
c) Ahududu : Yuvarlak ve kenarları dişli birkaç yaprağı olan, bitkinin tepesinde önce pembe sonra kehribar renginde, olgunlaşınca sarı ve çok sulu olan bir bitkidir. Olgunlaşmış meyveleri yenir.
d) Çilek : Kenarları testere dişli ve üç parçalı yaprakları olan beyaz çiçekli bir ottur. Tadı hoş ve lezzetli kırmızı renkli meyveleri yenir. Marmara ve Ege bölgesinde yetişir.
e) Alıç : Parçalı yaprakları olan 2-4 m. boyunda dikenli bir ağaçtır. Küçük kırmız renkli meyveleri yenir. Orman ve fundalıklarda rastlanır.
f) Yabani Elma : Açık ormanlık arazide ve nadiren sık ormanlıklarda yetişir. Adi elmaya benzer, küçük meyveleri olan bir ağaçtır. Çiğ olarak ve pişirilerek meyveleri yenir.
g) Yabani Kiraz (Vişne) : 24 m. ye kadar boyu olan kirazımsı bir ağaçtır. Soluk yeşilden kırmızıya doğru yaprakları, parlak kırmızı-kahverengi kabuğu ve beyaz yada pembe çiçeği vardır. Meyveleri kırmızı veya siyahtır. Meyveleri yenir.
h) Çakal Eriği : 4 m. boyunda irice bir çalıdır. Koyu kahverengi dalları, uzun dikenli ve oval yaprakları, beyaz çiçekleri vardır. Ormanlarda ve fundalıklarda yetişir. Küçük mavi-siyah meyveleri çok ekşidir.
i) Çitlembik : Sivri uçlu yaprakları olan 10-20 metre yüksekliğinde bir ağaçtır. Sert ve mor renkte güzel kokulu meyveleri vardır. Akdeniz iklimi olan bölgelerde yetişir.
j) İncir : 6 m’ ye kadar boyu olan el şeklinde yaprakları olan ve her kısmında süt bulunan ağaçtır. Meyveleri sarımtırak yeşil veya siyah kabuklu olup iç kısımları yenir. Ege bölgesinde çok yetişir.
k) Döngel (Muşmula) : Dikenli dalları uzun yaprakları olan bir ağaçtır. Küçük armudumsu esmer renkli meyveleri yenir.
l) Kuş Kirazı : Testere dişli,yumurta şeklinde yaprakları olan 18 m. boylarında bir ağaçtır. Siyah renkli etli meyveleri yenir. Ormanlarda münferit olarak bulunur.
m) İdris (Mahlep) : 4 m. boyunda yabani vişne ağacıdır. Siyah renkli acı meyveleri yenir.
n) Hünnap : Yaprakları derimsi ve yumurta şeklinde olan 5-6 m. boyunda olan ağaçtır. Kırmızı renkli, yumuşak tatlı ve lezzetli olan etli meyveleri yenir. Batı ve Güney Anadolu da rastlanır.
o) İğde : Dar mızrak şeklinde kurşuni renkli yaprakları bulunan bir ağaçtır. Uzunca yuvarlak ve kırmızı kabuklu meyvelerin iç kısmı olgunlaşınca yenir.
Çaylar :
a) Nane : 30-50 cm. boyunda yumurta şeklinde kenarları testere dişli yaprakları bulunan güzel kokulu bir ottur. Yapraklarından acı lezzette, mideye iyi gelen bir çay hazırlanır. Nane su kenarlarında ve nemli yerlerde rastlanır.
b) Kekik : 15cm. ye kadar yükselebilen yatık dallı küçük uzunca yumurta şeklinde yaprakları güzel kokulu bir ottur. Yapraklarından hazırlanan çayın mideye iyi tesiri vardır. Kekiğin bir çok türlerine yurdumuzda bol miktarda rastlanır.
c) Adaçayı : 30-60 cm. yüksekliğinde, boz yapraklı, mavi çiçekli bir ottur. Güzel ıtırlı kokulu yaprakları çay olarak kullanılır. Adaçayının çeşitli türlerine bilhassa güney Anadolu’da rastlanır.
Ziraatı Yapılan Bitkiler: Mahsulü hasat edilmiş sebze ve hububat tarlaları zengin besin kaynağıdır. Buğday, arpa, nohut, fasulye, patlıcan, patates, mısır, pancar, turp, havuç, soğan, marul, pırasa, ıspanak, kavun, karpuz, domates vs. gibi sebze ve meyveler ile hububat ürünleri gerek çiğ olarak, gerekse pişirilerek yenir.
Mantarlar : Dünyanın muhtelif yerlerinde yetişen en az 16.000 çeşit yenilebilir mantar cinsi olduğu bilinmektedir. Mantarları ılıman iklim bölgelerinde ilkbahar başlangıcında, havanın yağışlı olduğu zamanlarda ve sonbahar sonlarına doğru çam ve köknar ormanlarında çok rastlanır. Mantarların yenilebilir olanlarının tespitinde ve yenilmesinde dikkat edilecek hususlar şunlardır.
a) Tomurcuk devresinde olan hiç bir mantarı yemeyin.
b) Mantarları yemeden önce mantarı topraktan çıkartın ve çanak, kılıf şeklinde olanları ayırın.
c) Toprakta yetişen ve şapkanın altında küçük kırmızımtırak delikleri olan mantarlardan sakının.
d) Alt kısımlarında zar gibi torbacıklar veya pul pul soğanlar bulunan çizgili mantarları yemeyin.
e) Beyaz veya renksiz süte benzer suları bulunan çizgili mantarlara dikkat edin.
f) Ormanlarda yetişen şapkası düz kırmızımtırak renkte, alt kısımları çizgili mantarları yemeyin.
g) Kesilmiş kütükler üzerinde yetişen sarı veya portakal sarısı mantarlara dikkat edin.
h) Fazla olgunlaşmış, su emmiş, bozulmuş veya kurtlanmış mantarlardan sakının.
i) Şapkalarının altları çizgili olan mantarlar yenilebilir mantarlar arasında en çok bilinenlerdendir.
j) Kaide olarak hiç bir mantar çeşidini yiyecek olarak seçmeyin.
Mantar zehirlenmelerinde, zehirlendiğinizi hissederseniz parmağınızı boğazınıza sokarak kusmaya çalışın. Zehrin sulanıp vücuda yayılmaması için iyice kusuncaya kadar su içmeyin. Kustuktan sonra toz hali getirilmiş meşe kömürünü suyla karıştırıp için hayatta kalmaya çalışılan bir durumda zehirlenmeye karşı yegane çare, devamlı olarak iyice kusmak meşe kömürü çorbası içmek ve istirahat etmektir.
Mecbur kalmadıkça mantar yemeyin.
Deniz Yosunları :Deniz yosunları kıymetli bir iyot ve C vitamini teşkil ederler. Kendinize besin olarak deniz yosununu seçtiğiniz taktirde uzun süre kumsalda kalmış çürümüş veya deniz üstünde kendi kendine kopmuş olarak yüzen yosunlar olmasın. İnce ve körpe olan çeşitleri bir ateş üzerinde veya güneşte gevrekleşinceye kadar kurutulur. Sonra bunlar ezilerek bulamaç yapılıp yenilebilir.
a) Yeşil Deniz Yosunu : Deniz marulu olarak bilinir. Temiz suda yıkandıktan sonra taze olarak çiğ bahçe marulu gibi yenir.
b) Kahverengi Deniz Yosunları :
I) Şeker Deniz Yosunu : Körpe sağlam tatlıdır. Çiğ olarak yenir
II) Esmer Deniz Algı : Su altında bulunan kaya tabakaları üzerinde ve kayalık diplerde bulunur. Kısa silindir şeklinde bir gövdeye ve 30 cm. den 90 cm. uzunluğuna kadar değişen ince dalgalı, zeytini yeşil veya kahverengi bileşik yapraklara sahiptir. Deniz algısını yemeden önce kaynatın sonra onu sebze veya çorba ile karıştırarak yiyin
III) İrlanda yosunu : Kaynatılarak yenir.
c) Kırmızı Deniz Yosunları:
I) Kırmızı Deniz Otu
II) Mor Renkli Deniz Otu
Bitkisel Yiyeceklerin Yenilebilir Duruma Getirilebilmesi :
Bazı bitkiler veya bitkilerin bazı kısımları çiğ olarak yenebilmesine rağmen bazılarının lezzetli veya yenilebilir hale getirilebilmeleri için pişirilmeleri gerekmektedir.
Bitkisel yiyeceklerin lezzetini artırmak için bazı metotlar uygulanır. Bunlar suya batırma, haşlama, pişirme veya süzmedir.
Yapraklar, Saplar ve Tomurcuklar :
Yumuşayana kadar kaynatılır. Suyunun bir kaç kere değiştirilmesi acılığını yok etmeye yardımcı olur.
Kökler ve Yumru Kökler :
Kaynatılır, pişirilir veya kızartılır. Kaynatma zararlı maddeleri ayırmaya yarar.
Sert Kabuklu Yemişler :
Suda süzmek veya suda bekletmek suretiyle acılık giderilir. Suda haşlayarak lezzeti artırılır.
Çekirdekli Tohumlar:
Lezzetlerini artırmak için kavrulur veya un haline getirilir.
Bitki Özü :
Eğer bitki özü şeker ihtiva ediyor ise içindeki suyu çıkarana kadar kaynatılır.
Meyveler:
Sert ve kalın kabuklu meyveler kavrulur veya haşlanır. Sulu meyveler pişirilir.
Balık Avı Teknikleri
Burada birkaç örneğini verdiğimiz teknikleri sizler doğada o anda bulup yapabileceğiniz materyallerle, yaratıcılığınızı da kullanıp değiştire bilir, burada verilen örnekleri geliştirip farklı malzemeler ve av teknikleri bulabilirsiniz.
Aşağıda verilenlerin haricinde farklı yöntem ve malzemeler var ancak burada bir kaçını örnek olarak veriyorum. Burada değinilmeyen sepet (pinter) vs. gibi balık tuzaklarını amatör balıkçılara yasak yöntemlerden olduğu için örnek teşkil etmemesi için burada paylaşmıyorum.
Fakat hayatı idame durumu söz konusu olduğunda göz ardı edilmemesi gereken yöntemlerden biride sepet benzeri tuzaklar ile avcılıktır.
DENİZDE GÜVENLİK & HAYATI İDAME
İnsan bir kara canlısıdır. Karada yaşamak için yaratılmıştır. Çağlar boyunca deniz insanın geçim ve beslenme kaynağı olmuş, olağan üstü uyum yeteneğiyle insanoğlu deniz yaşamına da uyum sağlamıştır. Ancak bu uyumun temel ilkeleri vardır.Unutulmamalıdır ki deniz bize değil,biz ona uymak zorundayız.Aksi halde,bizler için bir nimet kapısı olan ve yeryüzünün üçte ikisini kaplayan bu su kütlesi hayatımız için ciddi tehlikeler doğurabilir.Şimdi bu tehlikeleri ve bunlardan korunma yollarını,yüzyıllardır tecrübelerle belirlenmiş olan ve uluslar arası sözleşmelerle korunan maddeler ışığında inceleyelim.
Bu maddeler şu başlıklar altında toplanır:
Solas-74:Safety of Life At Sea
1974Yılında uluslararası bir konsorsiyum tarafından gerçekleştirilmiştir.Denizde canlı kalma teknikleri,kazalardan korunma yolları ve cankurtarma araçlarının standartlarını belirler.
STCW-95:Sea Training Concortium of World
Denizcilik eğitiminin, teknik içeriğin yanı sıra Solas ilkelerine uygun verilmesini de temin eder.En son 1995 yılında toplanmıştır.
Marpol-75:Çevre sözleşmesidir. Deniz kirliliğinin önlenmesi ve deniz yaşamının korunmasını temin eder.1975 de imzalanmıştır.
Bütün bu sözleşmeler denizde canlı kalabilme ilkeleri olarak şunları belirlemişlerdir;
1-Eğitim
2-Bilgi
3-Kendini kontrol
4-Teçhizatı iyi kullanma
Acil Durum Türleri:
1-Çatışma (İki ya da daha fazla geminin çarpışması)
2-Karaya oturma
3-Yangın
4-Tehlikeli yüklerin reaksiyonu (Kimyasal maddelerin,petrol yada türevlerinin sızması,alev alması)
5-Yükün kayması (Yoğunluğu yüksek maddelerin gemi dengesini bozacak şekilde yerinden kayması)
6-Makine dairesi patlaması ve yangını
7-Denize adam düşmesi (Bir personel yada yolcunun denize düşmesi)
8-Batma
Bu gibi acil durumlarda kullanılmak üzere şu teçhizatların gemilerde bulunması zorunludur:
1-Kişisel can kurtarma araçları (Can yeleği,can simidi,termal suit)
2-Görünür ışıklar (İşaret fişeği,yüzer duman kandili,can yeleği ışıkları)
3-Can kurtarma vasıtaları (Zodiak bot,filika,kapalı filika,can Salı)
5-Can kurtarma vasıtalarını denize indirme,bindirme düzenekleri (Filika ve bot vinçleri)
6-Diğer can kurtarma aletleri ve donanımları
Şimdi bu donanımlardan bazılarını tanıyalım
Can simidi:
Halka şeklinde,suda batmayan maddelerden (elyaf,plastik,mantar) yapılmış bir can kurtarma aracıdır.Deniz de kazazedenin su üzerinde kalabilmesini sağlar.
Solas-74 de belirtilen şu standartlara göre üretilir;
Dış çapı 80cm den büyük, iç çapı 40cm den küçük olmamalıdır.Bir gemide en az 4 adet sancak da(geminin baş tarafına bakarken sağ taraf),4 adet de iskelede(geminin baş tarafına bakarken sol taraf) olmalıdır.8 taneden yarısı ışıklı olmalıdır.Bu ışıklı can simitlerinden 2 tanesi,hem ışıklı,hem de dumanlı olmalıdır.
Can simitlerinin çevresinde 4 halat bulunur.Bunlar kazazedelerin tutunup bir arada kalabilmelerini sağlar.
Can simitleri 2,5kg dan ağır olmamalı ve en az 14,5kg ağırlığı (omuz üzerinden itibaren vücut ağırlığı) su üzerinde tutabilmelidirler.Standart turuncu renkte imal edilmelidirler(Turuncu renk,dalga boyu kısa,çok uzaklardan görülebilen ve deniz ortamında çevresiyle en iyi karşıtlığı sağlayabilen renktir.Bu nedenle bütün acil durum malzemeleri bu renkte imal edilirler).Üzerinde geminin ismi ve bağlı olduğu liman yazmalıdır.Bu,arama kurtarma faaliyetlerinde önemli bir ayrıntıdır.
Açık havada -30 ile +60 derece sıcaklıklarda bozulmadan kalabilmeli,denizde –10 ile +30 derece sıcaklıklarına dayanabilmelidir.Çürümeye,korozyona,yağ ve petrole karşı dayanıklı olmalıdır.Üzerinde radar yansıtıcı (metal ağlar) ve ışıkta parlayan çıkartmalar olmalıdır.30 metre yükseklikten atıldığında kırılmamalıdır.
Can yelekleri:
Can yeleklerindeki amaç,sırt üstü yatırmak ve solunum yollarını su üstünde tutmaktır.
Çok kısa sürede giyilebilmelidir. Su yüzeyinde kazazedeyi 5 sn içinde sırt üstü pozisyonuna getirebilmelidir. Rengi turuncu olmalıdır. Sesli uyarı için düdük, görsel uyarı için ışık bulunmalıdır.
DENİZDE SAĞ KALMA
Deniz üstünde bulunan en modern teknelerin bile herhangi bir acil durum nedeniyle batma risk bulunmaktadır. Bu nedenle denize çıkan tüm personelin “denizde sağ kalma” konusunda yeterince eğitimli olması gerekmektedir.
Unutulmamalıdır ki, ancak iyi eğitimli bir personel denizde uzun süre hayatını idame ettirerek, kurtarılana kadar hayatta kalmayı başarabilecektir.
Batmaya Neden Olabilecek Acil Durum Türleri:
1- Yangın.
2- Çatışma.
3- Karaya oturma
4- Meteorolojik veya teknik nedenlerle su alma
Yukarıda belirtilen acil durumlarla karşılaşılmış, teknenin kurtarılması için gereken her şey yapılmış ve tekne kurtarılamamışsa kaptan tarafından verilen emirle tekne terk edilir. “Tekneyi Terk” emri verilmeden asla tekne terk edilmemelidir. Teknede kalınmasının mümkün olduğu hallerde, yaşamın birlikte korunabilmesi için, bütün personelin teknede kalması en uygun hareket olacaktır.
Kazazedeler için Ana Tehlikeler
Bir tekneyi terk etmek zorunda kalan kazazedelerin karşılaştığı tehlikeler şunlardır.
1- Boğulma
2- Donma
3- Susuzluk
4- Batan teknenin oluşturduğu tehlikeler
a) Girdap
b) Tekneden sızan akaryakıt ve bunun oluşturacağı yangın
Tekneyi terk ve denizde sağ kalma prosedürü kazazedenin hayatını tehdit eden bu faktörleri minimize edecek şekilde hazırlanmıştır. Söz konusu prosedürün denize çıkan bütün kişiler tarafından bilinmesi gerekmektedir.
TEKNEYİ TERK
Tekneyi terk emri kaptan tarafından verilir. Bu karar kaptanın sorumluluğu altındadır. Tekneyi terk emri; teknenin kurtarılmasının mümkün olmadığı veya teknenin kurtarılması için yapılması gereken her şeyin yapılmasına rağmen umudun kalmadığı durumlarda verilir.
Tekneyi terk emrinden önce personel acil durum ile mücadele ediyor olacaktır. Bu arada yolcular veya misafirler ise güvenli bir yerde bekletilmeli ve tekneyi terke hazır olmalıdır. Eğer acil durum çok hızlı gelişmiş ve ani bir şekilde batma riski oluşmuşsa, kaptan acil durumla mücadele etmeden doğrudan tekneyi terk emri verebilir.
Tekneyi Terk Emri Verilmesi Durumunda Başlangıçta Yapılacaklar
1- Soğuktan koruyucu elbiseler giyilir :
Vücudu sıcak tutacak kıyafetler giyilmelidir . Yün kıyafetler tercih sebebidir. Varsa bu giysilerin üzerine yağmurluk, kaban giyilebilir. Giysiler, can salında vücudunun ısı kaybını önleyerek hayatta kalma şansını arttıracaktır. Suyun içinde kalacak personel için de giysiler önemlidir. Suyla ilk temasta soğuk şoku insanı felç edebilir hatta öldürebilir. Giysiler bu şokun etkisini azaltacak, giysi katları arasında kalan hava can yeleği gibi insanın su üstünde kalmasını sağlayacaktır.
2- Bu kıyafetin üzerine can yeleği giyilir.
3- Zaman varsa enerji verici basit gıdalar alınmalı, bir şeyler içilmelidir.
4- Can salına konulacak ilave malzemeler alınır.
Tekne terk edilirken zaman müsaitse can salı içinde bulunmayan aşağıda listesi verilmiş ilave malzeme can salına alınmalıdır.
EPIRB
SART
GPS
VHF el telsizi
El pusulası
Bölge haritası
Dürbün
İşaret fişekleri (can salındakilere ilaveten)
Yiyecek ve içecek (can salındakilere ilaveten)
Radar reflektörü
Tekneyi terk durumu için hazırlanmış su geçirmez bir çanta (Acil Durum Çantası)
Not: Tekneyi terk sırasında servis botumuz denizdeyse veya denize indirilmesi güvenlik açısından sorun yaratmayacaksa, can salıyla tekne terk edilirken servis botunun da yanımıza alınmasında büyük fayda vardır.
5- Tekneyi terk yerlerine gidilir
Tekneyi Terk Yerlerinde Yapılacaklar
1- Yolcu veya misafirlerin kıyafet ve can yeleklerinin kontrolü.
2- Can salına alınacak ek malzemenin kontrolü.
Tekneyi Terk Sırasında Yapılacaklar
Tekneyi terk etmeden önceki mutlaka “Tehlike Çağrısı” yinelen-melidir. Cevap veren varsa kaza bölgesine tahmini ulaşma zamanı öğrenilmelidir.
1- Can salı atılır, açılır ve tekneyi terk noktasına çekilir.
2- İlave konulması gereken malzemeler yerleştirilir.
3- Can salına ıslanmadan binilir. Tekneyi terk anında mümkünse, can salına hiç ıslanmadan binilmelidir.
4- Denize atlamak gerekirse; can yeleği sıkı bir şekilde bağlanır, atlanacak bölge kontrol edilir, elleri göğüs üzerinde çaprazlayarak, dirsekler ile can yeleği aşağıya doğru bastırılır, gerekirse burun kapatılır ve çivileme denize atlanır. Buradaki amaç can yeleğinin çene ve boyuna zarar vermesini engellemektir. Girdikten sonra can yeleği kayışları gevşetilebilir.
5- Eğer vaktiniz varsa denize atlamadan önce vücudunuzun soğuğa karşı hassas bölgelerine koruyucu krem sürmeniz, sizi soğuğa karşı ekstradan koruyacaktır.
6- Tercih durumu varsa, batmakta olan bir teknenin rüzgar üstü tarafından ve suya en yakın yerden atlanmalıdır.
7- Suya atlanacağı zaman, tekne yanmakta olan akaryakıt ile tamamen çevrilmiş ise; mantar veya köpük gibi malzemeden yapılmış can yeleği kullanıyorsak çıkartılır, şişirilebilen can yeleği kullanıyorsak şişirmeden suya çivileme atlanır.
Mümkün olduğu kadar suyun altından rüzgar üstü yönünde yüzülür, nefes almak için su üstüne çıkarken eller çırpılıp ateş dağıtılır, nefes alınıp tekrar dalınır ve bu şekilde alevlerin olmadığı sahaya kadar çıkılır.
Yüzme bilmiyorsak ve alevler içinde can yelekli kalmışsak, rüzgar üstüne doğru alevler dağıtılarak güvenli bölgeye kadar yüzmeye çalışılır.
8- Tekneyi suya atlayarak terk etmek zorunda kalan kişi, en kısa zamanda can salına çıkmalı, bu mümkün değilse hemen emniyetli mesafeye açılmalıdır. Teknenin bizim için oluşturacağı tehlikelerden korunmak için güvenli uzaklığa kadar yüzülmelidir.
9- Açılan can salının tekne bordasında bulundurulmasının riskli olduğu durumlarda. (yangın gibi…) Can Salı açıldıktan sonra, moral ve fizik gücü yüksek bir personel tarafından güvenli bir bölgeye çıkartılır ve diğer personel gemiyi suya atlayarak terk ettikten sonra can salına çıkar.
10. Gemi çevresinde yangın varsa, can salları açılmaz. Moral ve fizik gücü yüksek bir personel tarafından, yangınlı sahada yüzme kurallarına uyularak yangın bölgesinin dışına çıkartılır, sonra açılır. Personel yangın bölgesinin dışına yüzerek çıktıktan sonra can salına biner.
CAN SALINA BİNERKEN YAPILMASI GEREKENLER
1. Şartlar el veriyorsa kuru binilmeye çalışılacaktır. Bu amaçla kullanılabilecek bütün malzemeler kullanılmalıdır.
2. Yakın mesafeden can salına atlanabilir fakat bu sırada ayaklarda ayakkabı olmamalıdır.
3. Can salı ters açılmışsa, fizik ve moral gücü yüksek bir personel suya atlayarak rüzgar altından düzeltme halatını çekerek can salını düzeltir. Bundan sonra can salı tekne bordasına yanaştırılır.
4. Can salı tekne bordasına yanaştırılamıyorsa, salı düzelten personel sala çıkar, deniz demirini faal duruma getirerek çevresindeki kazazedeleri kurtarma halkasıyla kurtarmaya başlar.
5. Kazazedeler sala çıkarken, fazla enerji harcamamak için merdiveni, varsa kurtarma rampasını kullanmalıdır.
6. Can salına binen personel diğer personelin binmesine yardımcı olur.
7. Baygın durumda olan kazazedeler, moral ve fiziki gücü yerinde olan bir personel tarafından yüzerek kurtarılır. Bu işlem sırasında kurtarma halkası kullanılmalıdır.
CAN SALI İÇİNDE YAPILACAKLAR, CAN SALI TEÇHİZATIN KULLANILMASI VE DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR
1- Parima halatı kesilir. Kürekle emniyetli mesafeye çıkılır. Can salında kendiliğinden açılan deniz demiri kullanılmışsa, önce deniz demiri toplanır, sonra emniyetli alana çıkılır.
2- Emniyetli mesafeye çıkıldıktan sonra sürüklenmemek için tekrar deniz demiri atılır.
3- Can salında düzen sağlanır, can salında yaşam prosedürü uygulanmaya başlanır.
4- Hava tüpleri kontrol edilir, kaçıran valf olup olmadığına bakılır. Yeterince şişmemiş hava tüpü varsa hava takviyesi yapılır.
5- Can salı içindeki su boşaltılır, sal içinde bulunulduğu sürece kuru tutulur.
6- Kazazedeler vücut ısılarını korumak için tedbir alır, ıslak giysilerin suları sıkılıp tekrar giyilir. Giysi ve ayakkabı bağları aşırı sıkılmaz. Kazazedeler bekleme durumunda kurtarma battaniyelerini örtünürler
7- Parmaktaki yüzük gibi metaller çıkartılır, can salında kalındığı sürece takılmaz.
8- Malzeme çantası açılır, malzemeler kontrol edilir. Sudan etkilenmeyecek yerlere yerleştirilir. (tepe ağı, yan cepler gibi…)
9- Yaralılara ilk yardım yapılır
10- Soğuk denizlerde, soğuktan korunmak için taban yastıkları şişirilir. Sıcak bölgelerde, denizin serinletici etkisinden faydalanmak için taban yastıkları şişirilmez.
11- Deniz tutmasına karşı haplar kullanılır.
12- VHF el telsizi ile tehlike çağrılarına yanıt vermiş istasyon varsa bağlantı sürdürülür. Yoksa tehlike mesajı gönderilmeye devam edilir.
14- EPIRB ve SART cihazı varsa, çalıştırılır.
15- Tahmini kurtarılma süresi hesaplanır. Buna uygun yiyecek ve suyun dağıtımı planlanır. İlk 24 saat su içilmez. Günlük su dağıtım miktarı 0.5 lt.dir.
16- İçme suyu elde etmek için gerekenler yapılır.
17- Geceleri fenerlerin yanması sağlanır.
18- Gece nöbeti tahsis edilir.
19- Güneş ve rüzgardan korunmak için kremler kullanılır.
20- Başka can salı varsa toplu halde beklenir.
21- Gereksiz yere enerji harcanmaz.
22- Gerekmedikçe kesici aletler kullanılmaz.
23- Görünür işaretler gereksiz yere kullanılmaz.
24- Morali yüksek tutmak için gerekli tedbirler alınır.
Su ve yiyecek çok dikkatli paylaşılmalıdır. Bir insan susuz olarak 8 – 10 gün yaşayabilir. Yiyeceksiz ise 30 güne kadar yaşayabilir. Günde 2 bardak (0.5 lt.) su yeterli olacaktır. Su azaldığında sadece ağzımızı çalkalamalıyız.
Can sallarındaki gıdalar; düşük protein ile yüksek karbonhidrat içerdiğinden sınırlı bir su ihtiyacı ve uygun bir perhiz rejimi arasında uyum sağlayıcıdır.
SUDA KALINDIĞINDA YAPILACAKLAR
Can kurtarma vasıtalarımızı acil durumun oluşturduğu olumsuz şartlar nedeniyle kaybedebiliriz veya kullanılamaz hale gelmiş olabilirler. Bu durumda su içinde yardım beklememiz gerekir.
Suda bekleme durumunda yapılması gerekenler şunlardır:
1- Mümkünse su üzerinde yüzer bir cisme tutunmalı, enerji ve ısı kaybını önlemek için üzerine çıkılmalıdır.
2. Vücut ısısını korumak için su içinde kollar vücuda yapışık, ayaklar birbirine bitişik karına doğru çekilmiş vaziyette beklenilmelidir.
3- Birden fazla kazazede varsa bir araya gelerek beklemelidir.
4- Kesinlikle deniz suyu içilmemelidir. Deniz suyu susuzluğumuzu daha da arttırır ve su kaybına neden olur.
5- Batan tekneden uzaklaşmak veya bir kurtarma aracına ulaşmak dışında kesinlikle yüzülmez.
6- Eğer kıyı yakın değilse hiç bir zaman teknenin battığı bölge dışına çıkmamalısınız. Aranacağınız yer teknenin battığı yerdir.
HER HANGİ BİR DENİZ VASITASINI CAN SALI GİBİ KULLANABİLMEK İÇİN YAPILMASI GEREKENLER
1. Kurtarma için kullanacağımız araca mutlaka can yeleği ile binilmelidir.
2. Vaktin el verdiği ölçüde mümkün olduğunca fazla malzeme alınmalıdır.
Servis Botuna Alınması Gereken Malzemeler
Aşağıdaki malzemeler can kurtarma botlarında bulunması zorunlu malzemelerdir. Biz ahşap veya şişme botumuzu can salı gibi kullanmak zorunda kalırsak bu malzemeleri yanımıza almalıyız.
Varsa EPIRB ve SART cihazı
VHF el telsizi (tehlike çağrılarına veya haberleşmesine devam etmek için)
El pusulası (gerekirse basit mevki koyup, kurtarma aracını yönlendirebilmek için)
Bölge haritası (aynı amaçla)
İşaret fişekleri
El feneri veya ışıldak
Düdük veya ses veren bir alet
İşaret aynası veya benzer bir yansıtıcı
İlk Yardım seti
Radar reflektörü
Deniz demiri veya bu amaçla kullanılabilecek bir malzeme
Birkaç parça halat (gerekirse yedekleme ve kurtarma amaçlı)
Kürek ve ıskarmozlar
Su boşaltmak için kova ve sünger
Yiyecek ve içecek
Gemici çakısı
Pompa (şişme botlar için)
Yama ve tamir takımı (şişme botlar için )
Balık tutmak için malzeme
Battaniye
Dıştan takma motor varsa, çalıştırma mandalı ve yakıt
Varsa el GPS’i
Tekneyi terk durumu için hazırlanmış su geçirmez bir çanta (panic bag)
HELİKOPTER KURTARMA
Can salında veya su içinde helikopterle kurtarılma durumunda kalabiliriz. Can salındaysak ve helikopterle iletişimimiz varsa kazazedelerin fiziki durum ve performanslarına göre kurtarma teçhizatı istenmelidir.
Sağlığı iyi durumda olan kazazedeler için kurtarma sapanı veya sandalyesi, daha kötü durumda fakat tutunabilecek gücü olan kazazedeler için kurtarma ağı veya sepeti, hasta ve yaralılar içinse kurtarma sedyesi istenmelidir. Helikopterle iletişimimiz yoksa gönderdigi kurtarma teçhizatını kullanarak helikoptere ulaşılması gerekir.
Bu durumda yapılması ve dikkat edilmesi gereken hususlar şunlardır :
1. Kurtarma sapanıyla kurtarma yapılacaksa, gönderilen sapanın serbest ucu yakalanır
2. Her iki koltuk altından geçirildikten sonra sabit ucun takılı olduğu halkaya serbest ucun kancası kilitlenir.
3. Sapanın vücuda iyi yerleştiği hissedildikten sonra “yukarıya al” işareti verilir.
4. Kurtarma sandalyesiyle kurtarma yapılacaksa, teçhizat suyun içine girdikten sonra, oturaklardan birine düzgün şekilde oturulur ve ortadaki kaideye sıkıca sarıldıktan sonra “yukarıya al” işareti verilir.
5. Kurtarma sepeti veya kurtarma ağı kullanılacaksa, teçhizatın suya girmesi beklenir, içine girilir, sıkıca tutulduktan sonra “yukarı al” işareti verilir.
6. Helikopter kurtarmada kullanılan el işaretleri
Dur
Kurtarma halatına boş ver.
Sorun! yardıma ihtiyacım var
7. Bir can salından kurtarılma söz konusu ise helikopterin neden olacağı hava akımı nedeniyle salın devrilmesi önlemek için salın ortasında toplanılması gereklidir. Tüm personel can yeleği giymiş olmalıdır.
Tüm bu bilgilere ek bir balıkçı bir abimin tavsiyesi olarak aklımda kalan bir bilgiyi de paylaşmak isterim. Bulunduğunuz tekne batma tehlikesi içinde ise, imkân varsa ve bulabilirseniz gres yağı ve benzeri bir ürünü vücudunuzun hayati bölgelerine (boyun, şakak, koltuk altı, göğüs vs.) bir tabaka halinde sürmeniz sizin su ile olan temasınızı en aza indirecek ve soğuğa daha uzun süre dayanmanızı sağlayacaktır.
AYRICA
Gazete Vatan’da yayınlaşmış bir yazıyıda sizinle paylaşma istiyorum.
Hayatta kalma eğitimi ile dağlarda bir hafta yaşanır
BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun hayatını kaybettiği kaza bütün Türkiye’yi yasa boğdu ve birçok tartışmayı da beraberinde getirdi…
Tuğrul Tunalıgil
Kaza neden oldu? Kar ve tipiye rağmen hayatta kalabilirler miydi? Benzeri bir durumda ne yapmalıyız? Yaklaşık 30 yıldır doğa sporlarıyla uğraşan, Camel Trophy’de Türk takımının kaptanı olan Serdar Kılıç, zor koşullarda hayatta kalmanın sırlarını anlattı.
Helikopteri arayanlar önce çobanlara haber vermeli
Enkazın ve yaşayan yaralının beşinci gün ölü bulunması bizim hatamız. İlk iş korucu veya çobana haber verilmeliydi. O bölgeyi çobandan fazla hiç kimse bilemez. Kahramanmaraş çevresinde keçi ve koyun, oldukça fazladır. Onların başında duran çoban o kadar çok gezmiştir ki hangi yalağın, hangi kayanın, hangi uçurumun nerede olduğunu herkesten çok daha iyi bilir.
Serdar Kılıç dağlara meydan okuyan doğacı
41 yaşındaki Serdar Kılıç, dağcılık, arama kurtarma, dağ bisikleti, kano, rafting, ilk yardım ve binicilik konularında uzman bir sporcu. Üniversite yıllarında atletizmde dereceler almış, güreş yapmış. ABD’nin ünlü arama-kurtarma ekibi ‘First Special Defence’tan arama-kurtarma eğitimi alan Kılıç, Sky Türk kanalında ‘İçimdeki Doğa’ programında, yemek ve su olmadan kendini doğaya vuruyor. Ayrıca, doğa sporları ve sporculuk birikimini, ODTÜ’de aldığı pedagoji eğitimiyle birleştirerek şirketlerin üst düzey yöneticilerine, Wolftrack adlı şirketinde liderlik dersleri veriyor.
Kaza yerinden ayrılmak hiç doğru değil
Bir kaza yaptıysanız, hele yaralıysanız, kesinlikle bulunduğunuz noktadan hareket etmemelisiniz. Başka yere gitmeniz sizi arayanların işini güçleştirir. Kazada hayatını kaybeden gazeteci İsmail Güneş, yaralıyken hareket etmemeliydi. Çünkü hareket edildiğinde hele bir de yaralıysanız daha çok enerji ve su harcarsınız. Böyle bir kaza olunca, panik yapılmamalı. Çünkü adrenalin önce paniği tetikler. Panik de korkuya ve hata yapmaya neden olur.
Helikopter parçalarından barınak yapılmalı
İlk yapılması gereken şey barınaktır. Kaza bölgesi, daha açık ve yüksek olabilir. Ancak, helikopterin birkaç parçasını bir araya getirip, üstü kapatılarak barınak yapılmalıdır. Yakıt deposundaki yakıt, koltukların elyaf kısımları ateş yakmak için kullanılabilir. Giysileri alta serip en alt kısma helikopterin parçaları konmalı; böylece izolasyon sağlanır, ısı kaybı önlenir. Yakıt da planlı kullanılıp ısınılırsa, bir hafta kaza bölgesinde canlı kalınabilir.
Isınmak için giysilerinizi tutuşturabilirsiniz
Isınmak için giysilerinizi ve helikopterdeki benzini kullanabilirsiniz. Giysiler, meşale gibi yapılarak benzin deposuna batırılıp sonra da tutuşturulmalı. Tutuşturma için kıvılcım gerekli: Elektrik sisteminin akımının nereden geldiğini takip edip kablo uçlarını birbirine değdirerek ya da bulunan bir çakmakla giysiler tutuşturulmalı. Ölen varsa kıyafetlerini çıkarmak göze alınmalı. Çünkü o şartlardaki bir insan için hayatta kalmak, yapılması gereken her şeyi yapmak demek.
Kalın yapraklı ağaçların diplerinde saklanın
Uludağ’da eksi 25 derecede, kar ve tipide kaldım. Eğer siz de bu kadar soğuk bir bölgede mahsur kalırsanız öncelikle barınak yapmak için ağaç diplerine girmelisiniz. Bir ağacın dibi kazılıp toprak bulunmalı. Çünkü kar yerine toprağa basarsanız, ayağınız daha az üşür. Vücut ısınız da daha fazla korunmuş olur. Yaprakları kalın olan bir ağacın altı daha iyidir. Yaprakları kalın olan ağaçlar ısıyı tutar, çünkü ısının yükselerek dağılmasını engeller ve insan orada kendini daha sıcak hisseder. Kazıcı bir maddeyle ağacın dibini kazıp içine girmeli. Böylece etraftaki rüzgârdan da korunmalı. Çünkü rüzgâr vücut ısısını alıp götürür. Mutlaka ateş yakılmalı.
İyiyi umut edin, kötüye hazır olun
“Survival” (hayatı idâme) durumunda, en iyiyi umut edip, en kötüye göre hareket ediyorsunuz. Bu sizin savaşma gücünüzü artırıyor. Ateş yakmak önemli. Ateş yandığı zaman, insanın morali yükselir. Planlar yapmaya başlarsınız. Bu planlar da sizin kendinize güveninizi arttırır.
“Survival” (hayatı idâme) durumunda, en iyiyi umut edip, en kötüye göre hareket ediyorsunuz. Bu sizin savaşma gücünüzü artırıyor. Ateş yakmak önemli. Ateş yandığı zaman, insanın morali yükselir. Planlar yapmaya başlarsınız. Bu planlar da sizin kendinize güveninizi arttırır.
Kar mağarası soğuktan korur
Kar mağarası, yağıştan, kardan ve soğuktan korur. Kar ayakla ya da ağaç gibi bir malzeme ile kazılabilir. Altına izolasyon için iğneli çam yaprakları dizilmeli. Acil yardım çantasında “Bivak torbası” varsa ki olmalı, çam yapraklarını üzerine konulmalı. Torbanın özelliği su ve soğuk geçirmez ve nemi dışarı atabilen bir yapıda olması. Hem soğuktan, hem de ıslanmaktan korur. Barınağın üzeri kapalı, sadece ön tarafı hava alacak şekilde açık olmalı. Ön tarafı da ağaç dalları ile kapatılmalı. Mağaranın tabanı ile iç kısım arasındaki mesafe en az 50 cm. olmalı ki saklananların üzerine göçmesin. Derinliği bir insan boyu olmalı.
Ormandaki yosun pamuktan daha iyi
Ormanda bulduğunuz yosunlarının hepsini kaynatıp strelizasyonu sağlayın, sonra bunları güzelce sıkıp kurutun. Çantanızın bir köşesinde dursun. Herhangi bir yeriniz kanadığında, yaranızın üzerine koyun, emme kapasitesi pamuğun 10 katı kadardır. Yaraya koyduktan sonra sıkın, sonra yaranın üzerine tekrar koyun. Pamukta böyle bir şey yapamazsınız. Tekrar sıkın, tekrar kullanın. Yüzde 100 organik.
Sis varsa bulunduğunuz yerde kalın
Siste kesinlikle hareket edilmemeli. Böyle bir durumla karşı karşıya kalırsanız ve sizi aradıklarını biliyorsanız taşları birbirine vurup ses çıkarın. Otları avucunuza sıkıştırıp üflerseniz, bayağı ses çıkarır.
Osmanlı pusulasıyla yön bulma
İki tahta parçası ve ip olduğu zaman Osmanlı pusulası yapabilirsiniz. Sopa gölgeleme metodu ile çubuğu pusulanın doğu-batı, kuzey-güney eksenine oturtun. Pusulanın ortasına diktiğiniz çubuğun gölgesini doğu-batı çizgisine düşürün. Güneş varsa, artık bu pusula ile yönünüzü bulabilirsiniz.
İdrarla yaralının dayanma gücü atar
İdrar bir kabın içerisine yapılıp yaralının bacaklarına ve koltuk altlarına sıcak kompres yapılır. Bu şekilde hayatta kalması sağlanabilir.
Solucan da, karınca da yiyebilirsiniz
Yemeğinizi hayvanlardan, bitkilerden temin edebilirsiniz. Ormandaysanız, orman hayat demektir. Kuzu kulağı, yemlik, kocayemiş, karayemiş, kuşburnu ve ardıç vardır. Çam yapraklarının iğne telleri, bir sürü mineral ve C vitamini içerir. Aç kaldığında solucan ağızda çiğnenebilir. Uçan karıncalardan tuz yapılabilir. Onları güneşte kurutup, tuz niyetine yemeğimizin üzerine ufalayabilirsiniz. Karıncanın kafasını çıkartıp, gövdesini yiyebilirsiniz. Onun da içerisinde “ekşi” tadı veren mineraller var. Kaplumbağa ciğeri de yenir.
Ayıdan korunmak için ses çıkarmalı
Ayı “utangaç” bir hayvandır. Ayının önüne birden çıkarsanız, saldırır ama ses çıkararak giderseniz, korkar gider. O yüzden biz de ormanda hep ıslık çalar, bağırırız. En riskli ayılardan birisi “boz ayıdır”; saldırabilir. Onu görmezden gelip uzaklaşmalısınız. Kurtlar ancak çok aç kaldıklarında saldırır. Bir de intikam için…
Tags: Hayatı İdame, Hayatı İdame Teknikleri, Hayatı İdame Yöntemleri

































